18 Ocak 2012 Çarşamba

Mozartın hayatı

Mozartin hayatiHenüz 36 yaşında iken henüz çözülememiş olan bir nedenle bu dünyadan göç eden müzik dehası Mozart’ın kısa hayatının hikayesi şöyledir:

1756 yılında Salzburg’da doğdu, 1791 yılında Viyana’da öldü. Babası Salzburg başpiskoposluğu orkestrasında keman çalan ve birçok bestesi bulunan bir müzikçiydi. Mozart daha 3 yaşında iken kız kardeşi Maria Anna Nannerl’in çaldığı klavsen parçalarını öğrenip kendi kendine çalmaya başlayınca babası ondaki dehayı farketti.

Mozart’ın iyi bir müzisyen olmak için doğuştan gelen olağanüstü özellikleri vardı. Kulağı o denli hassastı ki bir kemanın, notanın sekizde biri kadar akort düşüklüğünü farkedebilirdi. Aşırı gürültülü ve çirkin seslere karşı tepkisi ise baygınlık geçirebilecek kadar şiddetlenebiliyordu.

İlerleyen zamanlarda Mozart’ın müzik dışında aritmetik ve resime karşı da yeteneği olduğu ortaya çıkıyordu. Bu harika çocuğa karşı ilginin artması üzerine babası çocuklarının sayesinde para ve şöhret kazanabilmek için oğlunu ve kızını da alarak Avrupa şehirlerini dolaşmaya ve konserler vermeye başladı.Mozart klavsenin dışında keman ve org çalmasındaki ustalığı ile, herşeyden önemlisi de doğaçlama çalması ile izleyenlerini hayrete düşürüyordu. 5 yaşında manuet, 7 yaşında konçerto, 8 yaşında ise senfoni besteledi.

Babası ve kızkardeşi ile dolaştığı Avrupa turnesinde krallar ve kraliçelerin önünde çaldı.Her seferinde yeni bir eser ile ortaya çıkan Mozart’ı dinleyebilmek için soylular birbiri ile yarıştılar. Çağdaşı ünlü ressamlar Mozart ailesinin portre ve resimlerini yaptılar.

Voltaire ve Goethe gibi ünlü düşünürlerde bu dinleyiciler arasındaydı ve bu küçük çocuğun günün birinde müzik sanatının en büyük ustaları arasında adının sayılacağından emin olduklarını söylediler.

Papa tarafından kabul edildi ve sadece büyük ustalara layık görülen Altın Mahmuz nişanı verildi, şövalye beratı verildi.

Mozart hiçbir zaman kendisini bu ihtişama ve cazibeye kaptırmadı.Sadece besteleri ile uğraştı. 25 yaşına kadar o şehirden bu şehire dolaştı.Bu zorlu yolculuklar zaten zayıf ve sağlıksız olan bünyesini fazlaca yıprattı.

Hayret edici yönlerinden biri de o zaman için oldukça ölümcül olan çiçek, tifo ve mafsal romatizması gibi hastalıkları atlatması ve bu süreçte de ürün vermeye devam etmesidir. Ablası anılarında Mozart’ın bu zorlu yolculuklarda “Ben ülkesini teftişe çıkan küçük bir kralım” diyerek kendince bir eğlence yarattığını ve geçtikleri yerlere bir takım ilginç adlar taktığını anlattı.

Bu eşsiz deha maalesef çocukluk nedir bilmedi, ancak ölünceye dek çocuk ruhuna bağlı kaldı.Yaşamı boyunca iyi ve saf karakteri yanında çocuksu neşe ve espri anlayışını hep muhafaza etti.

Hayattaki küçük zevklerden tad alırdı, ümitsizliğe kapılmak hiçbirzaman harcı değildi. İnsanlarla beraber olmaktan, bilardo oynamaktan, dans etmekten ve Türk kahvesi içmekten hoşlanırdı. Kısacık yaşamı onur ve şan yönünden parlak biçimde sürmesine rağmen maddi durumunu düzeltemedi. Yaşamı boyunca ekonomik sıkıntı çekti. Dersler vererek ve halk konserleriyle yetinerek hayatını kazanmaya çalıştı. Mozart’ın otuz altı yaşını doldurmadan vakitsiz ölümünde çocukluğunda geçirdiği ağır hastalıkların ve yapılan yıpratıcı yolculukların etkisinin büyük olduğu kabul edilmektedir.

Cenazesi bile fakirlere uygulanan yöntemlerle kaldırıldı, hatta mezarının nerede olduğu bilinmemektedir.





8 yorum:

Adsız dedi ki...

çok güzel anlatılmış tşkler bu site

Adsız dedi ki...

biraz yoğun

Adsız dedi ki...

çok beğendim teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

bence normal

hakan dulkan dedi ki...

Teşekkürler sagolun.

hakan dulkan dedi ki...

Teşekkürler Sağolun.

Adsız dedi ki...

teşekkürler çok güzel anlatılmış

Adsız dedi ki...

teşekkürler çok şahane çok güzel olmuş

Yorum Gönder

 
Real Time Analytics