21 Şubat 2012 Salı

İbni Sinanın hayatı

İbni Sinanin hayatiBir insan düşünün ki hem felsefe, hem matematik, hem astronomi, hem fizik, kimya, tıp, müzik gibi bilgi ve birikim gerektiren, ilmin böylesine çeşitli alanlarında eserler versin ve aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen, halen adı bu bilim dalları ile anılsın. "İbni Sina kimdir” ya da “İbni Sinanın hayatı” başlıklarını atabilmek işte böylesine zor ve bir o kadarda sorumluluk gerektiren bir durum.

İbni Sina astronomi alanında o zaman için imkansız görülen duyarlı gözlemlerin yapılması, matematikte ise matematiksel terimlerin tanımları konularıyla ilgilenmiştir.

Devrinde oldukça rağbet gören simya ve astrolojiye yüz vermemiş, yine devrinin büyük yanılgılarından olan dönüşüm kuramının doğruluğunu bilimsel deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır.O’na göre her elementin kendine özgü özellikleri mevcuttur ve dolayısı ile daha değersiz metalleri kullanarak gümüş ve altın gibi değerli metallerin elde edilmesi bu nedenle mümkün değildir.

Bu büyük şahsiyet aynı zamanda mekanik ile de ilgilenmiş, Aristotales’in hareket görüşünü eleştirmiştir. Aristo cismin hareket etmesini sağlayan kuvvet ile, cisim arasındaki temas ortadan kalktığında cismin hareketini sürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor ve havaya, biri cisme direnme ve diğeri de cismi taşıma olmak üzere birbiriyle bağdaşmayacak iki görev yüklüyordu.

Bu çelişkili durumu gören İbni Sina, yapmış olduğu araştırmalar sırasında hava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristo'nun haklı olabilmesi için ancak havanın şiddetinin rüzgârın şiddetinden daha fazla olması gerektiği sonucuna varmıştır. Oysa bir ağacın yakınından geçen bir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en ufak bir kıpırdanma yaratmazken, rüzgâr, ağaçları sallamakta ve hatta kökünden kopartabilmektedir; öyleyse havanın şiddeti, cisimleri taşımaya yeterli değildir.

İbni Sina herşeyden öte bir doktordur, zamanın deyimi ile hekimdir. Asıl olarak tıp alanında yaptığı çalışmaları ile tanınmıştır. Tıp bilimi ile ilgili birçok eser kaleme almış ve bunlar arasında özellikle kalp damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmiştir. İbni Sina dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batı ülkelerinde 16. yüzyılın ve doğu ülkelerinde de 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan “Tıp Kanunu” adlı eseri akla gelir. Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.

İbni Sinanın söz konusu eseri incelendiğinde, konuları sistematik bir biçimde incelediği görülür. Tarihte ilk defa, tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendiren İbni Sina, cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için anatominin önemini özellikle vurgulamıştır. Hayati tehlikenin çok yüksek olmasından ötürü pek gözde olmayan cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vermiş ve ameliyatlarda kullanılmak üzere bazı aletler önermiştir.

Gözle de ilgilenmiş olan İbni Sina, döneminin seçkin fizikçilerinden İbni Heysem gibi, Göz ve Işın Kuramı'nı savunmuş ve üst göz kapağının dışa dönmesi, sürekli beyaz renge veya kara bakmaktan meydana gelen kar körlüğü gibi daha önce söz konusu edilmemiş hastalıklar hakkında da ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.

İslam ilim ve kültür tarihinin şüphesiz en önemli isimlerinden biri olan İbni Sina, ilahiyattan ahlak ve siyasete kadar felsefenin o dönemdeki bütün disiplinlerini incelemiş, başta tıp olmak üzere pozitif bilimlerde de eserler vermiştir. Modern tıbbın doğuşuna kadar batı ve doğuda tek oterite kabul edilmiştir.





0 yorum:

Yorum Gönder

 
Real Time Analytics